Puro Nasıl içilir?

 


Malum, nikotin bağımlılık yapar ve puro dumanı sadece içenler için değil etrafınızdaki insanlar için de tehlike taşır. Puro içmenin insan

sağlığına zafarlı olduğuna dair uzun uzadıya nasihate ihtiyaç olmadığı kanaatindeyiz. Ancak puro içerken etrafımızdaki insanların da onayını almak durumundayız. Çocuk bulunan ortamda puro içilmez. Rahatsız olan varsa ve bunu belli ediyorsa, kültürel-güdüsel reflekslerimizin,
sonradan bizi de şaşırtan ezber reaksiyonlarından arınarak, bunu anlamaya çalışmalı ve gerekirse, kuzu gibi bir premium puromuza kıyma pahasına gereğini yapmalıyız. Puro içenler hayata ve insanlara saygılı olmalıdır.


Saygısızlık puro adabına yakışmaz. Ancak bazen insanlar paternalistik davranışlar secgilerler ve size “devlet” gibi nasıl davranmanız “gerektiğini dikte ederler. Bu tür uyarılar alınca nasıl davranılması gerektiğini söylemek haddimize değildir. Bu tür durumlarda ya puromuzu söndürmeli ya da elimizdeki puronun hakkını vermeliyiz (!)
http://cigarfan.files.wordpress.com/2009/01/wrapper-colors.jpg
Puronun göze çarpan ilk özelliği dış sargılığının rengidir. Puro tütününün 64 değişik tonu olduğundan daha önce söz etmiştik. Bu renk cümbüşü çok açık yeşilden neredeyse siyah denilebilecek kadar koyu kahverengiye kadar değişir. Tütün ya güneş altında ya da gölgede yetişir. Güneş altında yetişen tütün yaprakları daha sağlam, çok ve kalın damarlı ve koyu renkli olurlar. Fermantasyon süreci veriyken, içeriğinde güneş altında yetişen tütünü daha fazla olan puronun tadı göreli olarak ağırdır. Dış sargılık için kullanılabilecek en açık renk gölgede yetişen tütün fidanının orta-altında bulunan yapraklardır. ilk defa puro içen birisinin açık renkli puro tercih etmesi salık verilir. Ancak bu tek başına belirleyici değildir. Puroda dış sarglllk kadar iç sargılık ve iç dolgu da tada etki yapar Oysa puroda bizim gördüğümüz, sadece ve sadece dış sargılık rengidir. Bu nedenle sadece açık renge bakarak karar vermek yanıltıcı olabilir.


Cano Aret Özgener’in ilk tecrübesini hatırlayalım. Bolivar marka puronun dış sargılığı da koyu renkli değildir; ama yeni başlayanlar için oldukça ağır bir purodur. O nedenle bir bilene sormak en doğrusudur. ilk denemelerde hafif veya hafif-orta içimli bir puro tercih edilmelidir.
Puronun boy ve çap itibariyle de çok değişik ölçüleri vardır. Petite-corona en yaygın kısa puro ölçüsüdür. 10,08 (4″) cm boyundadır. Double Corona ise 20,16 (8″) cm ve yeni başlayan birisi için çok uzun bir ebattır. Bu konuya yeni olanların 12.7 cm – 15.2 cm arasındaki (5″-6″) bir uzunluk uygun uzunluktur.


Puronun kalınlığı yani çapı da yeni başlayanlar için dikkate alınması gereken diğer bir husustur. Yeni başlayanlar için 40 – 46 çaplı purolar uygundur. Double Corona veya Churchill gibi uzun ve görece kalın ölçüye sahip puro ile başlamak hatalıdır. Hem içmesi zordur, hem de israfa neden olur. forum içerisinde gerek incelemelerde gerekse farklı başlıklar altında aktarılan bilgilerin ışığında Renk, marka, boy ve çap tercihiniz yaptıktan sonra puronuzu yine aktarılan şekilde yakmanız gerekir. Yanma işlemi tamamlandı ve puronuz artık kendi dümeninde istikamet aldıysa dumanını yavaş yavaş ağzınızın içine çekebilirsiniz.
  http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQDrl9CTzO_4amV0222lQcTOYirrWMC6lyaxDlAuywF_XzZTkB4QRf6-luu
Puronun nasıl tutulacağı kişiye göre değişir ancak yeni başlayan birisi için puroyu başparmakla ortaparmak arasında, sigara gibi tutmak uygun değildir. Puroyu parmaklar arasında ona acemiliğini hissettirmeden tutmak zaman ister. Parmaklarınızın arasında puro, olgun bir at gibi sükunetle ona hakim olmanızı bekler. Beceremezseniz sizi sırtından atar ve elinizi yakarsınız. Bu nedenle başparmağın alttan desteği alınmalıdır. Puroyu ısırıp lokomotif gibi duman çıkararak içmek yerine yavaş yavaş nefes vermek daha şıktır. Puronun baş kısmını ısırmak şapkayı çok ıslatır ve zarar verir. Puroyu ağızda uzun süre tutmak da uygun değildir, ağızda salya yapar. Puronun ucu gereğinden fazla ıslanırsa ağızda acılık yapar. Şapka ve puronun bayrağı gevşer, hatta sökülür.


Puro, ağızllkla içilmez ve sigara gibi içe çekilmez. içe çekerek puro içmek burundan şarap içmeye benzer. Puro dumanını, sigara içenler gibi hızla dışarıyla üflerseniz ne içtiğinizi anlayamazsınız. O dumanın arkasında en az 3 yıllık emek vardır. Bunu hissetmeden ve takdir etmeden puro içilmez. Hayatta her şeyin bir karşılığı vardır. Şükran duymak ve takdir etmek; bir olgunluk işareti ve bize göre en büyük vefadır. Puro dumanı ağızda tutulur, buruna çekilir ve yavaşça bırakılır. Amaç puronun doğal tadını ve kokusunu hissetmektir. Sucuklu ya da pastırmalı yumurta vs. yediyseniz ağzınızı yıkamadan sakın puronuzu yakmayın! Yumurta kokusu puronuza siner ve öylece sonuna kadar kalır. Puro barbekü, mangal ve şömine kenarında da içilmez.


Burnunuza puronun araması yerine sürekli olarak odun-kömür dumanının sinen kokusu gelir. Puronun ne tadına ne de kokusuna varabilirsiniz. Puroda her şey yavaşça ve sindirerek yapılır. Duman vermesi için zorlarsanız içtiğiniz purodan tat alamazsınız. Sarım hatası ya da tütün kalitesiyle ilgili bir sorun yoksa puro, duman vermekte nazlanmaz. Dumanı sigara gibi ardı ardına ve hızla çekerseniz duman ısınır ve tadı keskinleşir. Bir sigara tiryakisi günde 15-20 tane sigara içer ama bunlardan sadece birkaçından zevk alır. Gerisi boşuna
içilir. Amaç o birkaç taneden alınan zevki bulmaktır. Puroda ise durum farklı olmalıdır. Puro akla geldikçe içilmez. Puro içmek, insanın kendine zaman ayırması, sigara içmek ise zaman ayırmaması demektir. “Hiç zamanım yok, öyle yoğunum ki” diyen saçmalıyordur. Herşeyden önce zaman sahip olabileceğiniz birşey değildir; diğer açıdan zamana ve kendine hükmedemeyen zaten sigara içer.


Puro içerken yavaş ve sakin olmak gerekir. Çekim hızı en fazla 30 saniyede bir olmalıdır. Kimi sitelerde puronun çok ısınmasını önlemek için dakikada bir çekim önerilir; ancak bu tempoda içimde puronun sönme tehlikesi vardır. Söylediğimiz zaman aralıkları elbette ortalamadır
ve kronometre tutarak puro içilmez. Corona türü bir puronun içimi yarım saat kadar sürer. Double Corana veya Churchill türü bir puroda içim zamanı bir saati aşar. Puronun külü sigara gibi kolay düşmez. Puro külünü sigara gibi sık sık kül tablasının kenarına veya tabanına
değdirip, çevirerek külünü düşürmek uygun değildir. Eşit yanmayı olumsuz etkilersiniz. Puroyu kültablasının kenarına çarptırarak külünü düşürmeye çalışmak da kaçınılması gereken bir davranıştır. Çünkü puromuz kurumuşsa kenarını çarparak dış sargılığı çatlatabiliriz. iyi puroda zaten bu çarpma hareketiyle kül kolay kolay düşmez. İyi puronun külü sert olur. El yapımı premium purolarının istisnasız hepsinde kül 3-4 santime kadar düşmeden kalır. Kültablasına değdirip bastırdığınızda taze un kurabiyesi gibi dağılır. Külün, puronun ucunda durması dumanın aşırı ısınmasını önler, denir. Uygun sıklıkta puronuzun ucundaki külü almazsanız olmadık bir anda ve olmadık bir yere düşebilir. Bu da konsantrasyonunuzu bozar.

Puro yüzüğünün ne zaman çıkarılması gerektiğine dair bir bölümde muhtelif seçenekleri paylaşmıştık. Hemen çıkarmama taraflarıysanız 12-13 çekimden sonra etiketin tutkalı gevşer ve yüzük zorlanmadan sökülebilir. Puromuzun sönmesi sık karşımıza çıkan bir sorundur. Bu bir acemilik göstergesi değildir. Özellikle yarısı içildikten sonra puro daha sık söner. Puronun sonuna kadar sönmemesi bir kalite işareti olarak algılanır; ancak, çok kaliteli puro içerken dahi, insan birkaç dakikalığına da olsa purosundan nefes almayı ihmal edebilir. Söndüğünde puronun küllerini iyice temizledikten sonra tekrar yakmalıyız. ilk nefesi burada da dışarıya vermek lazım. Aksi takdirde soğuk kül tadı ağzımızın tadını bozar.


Yarısı içildikten sonra sönmüş bir puroyu iki saat içinde tekrar yakarak içmekte bir zarar yoktur. İki saati geçtikten sonra içilmemesi tavsiye edilir, çünkü ağza soğuk kül tadı gelir. Bu kötü bir tattır. Uzun ebatlı purolar, yarısı geçilmemişse, uç kısmı biraz geriden giyotin veya özel makası ile kesilmek suretiyle ertesi gün de içilebilir. Bu şekilde, yarısı içiimiş purolarımız kesinlikle humidora koymamalıyız. Çünkü kötü bir koku salgılar ve diğer puroların kokusunu bozarlar. Bu tür puroları saklamak için en uygun yer balkon veya benzeri ev dışı bir ortamdır. Puromuzu dışarıda bir yerde (mesela restoranda) yarım kalmış ve sonra devam etmek istiyorsak, yarım puroyu puro kabımıza da de açıklanan gerekçeyle koymamalıyız. Puro dumanının kokusu sigara gibi kalıcı değildir. Evi havalandırınca geçer; ama soğuk kül kokusu yapışkandır. Uzun süre bulunduğu ortama musallat olur. Puronun çapı artıkça arama zenginliği artar. Bu ince puroların aramasının daha az olduğu anlamına gelmez. Sadece çeşit dolayısıyla bileşen zenginliği artar.

Kalite, puronun tütününde gizlidir. Vitolası geniş ve uzun puroların içimi daha kolaydır. Çünkü duman hemen ısınmaz. Sona yaklaştıkça puro ısınır; tadı keskinleşir. Ağzımızda yanma ve batma duygusu yaşanır. Böyle anlarda puronuzun sonuna geldiğinizi düşünebilirsiniz. Ama böyle bir durumla henüz yüzüğe birkaç santim kalasıya da karşılaşabilirsiniz. Böyle anlarda puronuzu kültablasında bırakmanızı ve kendi kendine sönmesini tavsiye ederiz. Aradan en fazla 2 saat geçtikten sonra, küllerini temizleyerek tekrar yakarsak, aynı şekilde zevk alarak puromuzu içmeye devam edebiliriz.

Puro, size zevk verdiği yere kadar içilmelidir. Bunun kesin bir yeri ve ölçüsü yoktur. Ancak premium bir puroyu son 5cm önce söndürmek ve atmak israf sayılır. israf olmaması için premium bir puronun en az üçte ikisini içmek gerekir…

purosever.com/index.php?topic=295.0″>KAYNAK

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s